< > Hippolyte

elisaskin:

Gelde böyle bir çocuğa ırkçılık muamelesi yap.

Bir gece geçer ve “kız” artık “kadın” oluverir , kocası ölür “dul” kalıverir , Bir KADIN hep birşeyler oluverir , hep ismi değişiverir , ve hep apar topar oluverir , büyür kapatılıverir , cinsel obje oluverir , her küfürde eziliverir , bir erkeğe kurban ediliverir , zaman verilmez zamanı çalınıverir , okursa fahişe ilan ediliverir , tecavüze uğrar susturuluverir, cennette bile vaad ediliverir , alıp satılıverir , genel evlere hapsediliverir , sahi bir kadın ne zaman “Birey” oluverir
(via noramccarthy)

akreperkegi:

birsevgipornosu:

Bacakları ve kalçası güzel olan kadınlar memesi güzel olan kadınları her türlü tokatlar.

Meme dediğin nedir ki akışkan, sarkışkan organlara tahammülümüz yok.

aksini savunan kari yayla gotludur. yazin serin olur.

Ulan bende hep memesi güzel olan hatunları kıskanmışımdır. Hatta hep ” oo memiktolarda tombiktoymuş ” diye laf atarım. Neyse artık 1-0 öndeyim asgdasgdasdsd

biratinyalnizligi:

Tanrı bir an için paçavradan bebek olduğumu unutup can vererek beni  ödüllendirse, aklımdan geçen her şeyi dile getiremeyebilirdim, ama en azından dile getirdiklerimi ayrıntısıyla aklımdan geçirir ve düşünürdüm. Eşyaların maddi yönlerine değil anlamlarına değer verirdim. Az uyur, çok rüya görür, gözümü yumduğum her dakikada, 60 saniye boyunca ışığı yitirdiğimi düşünürdüm. İnsan aşktan vazgeçerse yaşlanır. Başkaları durduğu zaman yürümeye devam ederdim. Başkaları uyurken uyanık kalmaya gayret ederdim. Başkaları konuşurken dinler, çikolatalı dondurmanın tadından zevk almaya bakardım. Eğer Tanrı bana birazcık can verse, basit giyinir, yüzümü güneşe çevirir, sadece vücudumu değil, ruhumu da tüm çıplaklığıyla açardım. Tanrım, eğer bir kalbim olsaydı nefretimi buzun üzerine kazır ve güneşin göstermesini beklerdim. Gökyüzündeki aya, yıldızlar boyunca Van Gogh resimleri çizer, Benedetti şiirleri okur ve serenatlar söylerdim. Gözyaşlarımla gülleri sular, vücuduma batan dikenlerinin acısını hissederek dudak kırmızısı taç yapraklarından öpmek isterdim. Tanrım bir yudumluk yaşamım olsaydı… Gün geçmesin ki, karşılaştığım tüm insanlara onları sevdiğimi söylemeyeyim. Tüm kadın ve erkekleri, en sevdiğim insanlar oldukları konusunda birer birer ikna ederdim. Ve aşk içinde yaşardım. Erkeklere, yaşlandıkları zaman aşkı bırakmalarının ne kadar yanlış olduğunu anlatırdım. Çünkü insan aşkı bırakınca yaşlanr. Çocuklara kanat verirdim. Ama uçmayı kendi başlarına öğrenmelerine olanak sağlardım. Yaşlılara ise ölümün yaşlanma ile değil unutma ile geldiğini öğretirdim. Ey insanlar! Sizlerden ne kadar da çok şey öğrenmişim. Tüm insanların, mutluluğun gerçekleri görmekte saklı olduğunu bilmeden, dağların zirvesinde yaşamak istediğini öğrendim. Yeni doğan küçük bir bebeğin, babasının parmağını sıkarken aslında onu kendisine sonsuza dek kelepçeyle mahkûm ettiğini öğrendim. Sizlerden çok şey öğrendim. Ama bu öğrendiklerim pek işe yaramayacak. Çünkü hepsini bir çantaya kilitledim. Mutsuz bir şekilde… 

Artık ölebilir miyim?

Gabriel Garcia Marquez

yagmuradam:

kakts:

İstanbulda olup yavru kedi isteyen varsa çok acil! Dört tane yavru kedi atıldı sokağa. Bizim eve aldım şimdi ancak başka bir kedimiz olduğundan geçindiremiyoruz. Barınaktan ziyade sahiplenebilecek olan varsa bana ulaşmasını istiyorum.
Şunu rb etseniz iyi olur. Evde çok tutma iznim yok sokağa da bırakamam.. Bulalım bi yuva bu kedilere.

Evet arkadaşlar!

THE HUMANS DO IT ALL THE TIME, IT MEANS YOU’RE A GOOD BOY

karanliktayasayankiz:

Babasızlık ; şüphesiz ki dünyanın en kötü duygularından biri. 

Evlenip beyime bakıcam.

- evlenmek isteyen beyleri bu tarafa alayım.

saltadam:

Başın öne eğilmesin güzel adam.