< > Hippolyte

Yarın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı.  Yarın bir çocuk başbakan koltuğuna oturtulacak ve ” dünyanın güzel bir yer olmasını istiyorum ” gibi bir cümle kuracak yaşı belki 12 - 13 olacak. Bak başkan bu çocuk bile güzel bir dünya istiyor. Bak bu çocuk güzellik görmek istiyor. Sen bizim çocukluğumuzu parklarımızı, yeşilliklerimizi yok ediyorsun.  Belki hiç alakası yok diyeceksiniz ama bu bayram kapısının önünde oynarken havan topu ile bedeni paramparça olan, arkadaşları sokakta oyun oynarken çalışmak zorunda kalan, satmakta olduğu simitler döküldü diye ağlayan çocukların bayramı mı? Hiç sanmıyorum. Evet yarın 23 NİSAN ÇOK UTANIYOR İNSAN.  

Babasını kaybetmiş adamları hep seviniz.. Çünkü onlar en sadık olanlardır, en iyi sırdaşlar, zamanı gelince ise en iyi baba olacaklardır. Bu adamlar hayatları boyunca hep bir role bürünürler yeri gelir çok küçük yaşta baba olmaya çalışır yeri gelir annesinin kocası olur. Bir yanları hep buruk olsada hep dik durmaya çalışırlar. Ben babamı kaybettiğimde ne rakı içmenin ne de Beşiktaş maçı kritiği yapmanın bir tadı kalmamıştı artık. Sürekli olarak onu kaybetmenin acısıyla rahatça ağlayabiliyordum ama kardeşim öyle değildi. Babamın ölüm haberini aldığında bile ağlamadı belki babama kızıyordu belki kendine. Ne yaşadığını, ne acılarla boğuştuğunu hiçbir zaman anlamadım, anlamadık. Bu yüzden babasını kaybetmiş adamların sırtı sıvazlanmalı, başı okşanmalı ve her daim yanında olunmalı. Onlara en iyi arkadaş , en iyi sevgili olunmalı.   Son olarak 
Necip Fazıl dermiş ki:
”Tam otuz yıl saatim işlemiş
ben durmuşum
gökyüzünden habersiz
uçurtma uçurmuşum ”

Kel ve sakkallı erkeklere düşüyorum.

marlawriter:

kel değil,
ama sakal’a düşerim
jin sakal bıraksın

Sevinsem mi üzülsem mi bilemedim. Öyle boktan bir ruh hali içersindeyim. Biraz önce arkadaşım arayıp ” Teyze oluyon lan” dedi. ” Ulan bi durun hem senden anne olmaz ki öldürürsün çocuğu ” diyebildim sadece. Belkide dünyanın en güzel duygusu anne olmaktır. Belki de ben hiçbir zaman bu duyguyu yaşayamayacağım için biraz içerledim ve ona ” Çoooookkkk sevindim, tebrik ederim ” diyemedim. 

… çok teşekkür ederim. özür dilerim. size bir şey sorabilir miyim? … hayat neden bu kadar zalim? insanlar… insanlar neden bu kadar zalim? yaşamak neden bu kadar zor ve bu kadar güzel ve vazgeçilmez? peki, insanların birbirini anlamamak için bu büyük çabası neden?.. karım… karım bana çok kızıyor; ona istediği gibi bir hayat sunamadığım için. istediği gibi bir adam olamadığım için… çocuklarım, çocuklarım da bana çok kızıyor; onlara bilgisayar, elbise, ayakkabı, araba alamadığım için. patronum, patronum sürekli alaycı bakışlarla beni izleyerek ne kadar işe yaramaz bir adam olduğumu günün her saatinde bana hatırlatıyor. o da bana çok kızıyor; çünkü ona çok para kazandıramadığım için. dostlarım, arkadaşlarım, akrabalarım beni adam yerine bile koymuyorlar. onlar da bana kızıyor; onların istediği gibi bir adam olmadığım için. onları yemeğe götürmediğim için, onlara borç veremediğim için, onlara ayak bağı olduğum için… onların eğlendiği gibi eğlenemediğim için… devlet, devlet de bana kızıyor; daha çok vergi veremediğim için. arada bir n’oluyor diye sorduğum için, yanlış partiye oy verdiğim için… biliyor musun, her tarafım kanıyor. acılar içindeyim. çürüyorum!.. onların istediği gibi bir adam olmak istiyorum; ama beceremiyorum! dostlarıma, akrabalarıma, patronuma, karıma, çocuklarıma üzgünüm diyorum, sizin istediğiniz gibi bir adam olamadığım için özür dilerim diyorum, duymuyorlar! acılarımı, kederlerimi, sıkıntılarımı anlatıyorum, dinlemiyorlar. ben… ben, bana yardım edin diyorum, kaçıyorlar. gelin biraz konuşalım diyorum, masayı terk ediyorlar! ölüyorum ben diyorum, ne zaman öleceksin diye soruyorlar. lütfen bana söyler misin? ne oldu? bize ne oldu? eskiden böyle değildi! şimdi ne oldu? neden insanların artık bir takım duygulara ve düşüncelere prim verecek zamanları yok? neden bu kadar hızla koşuyorlar? neden bir an bile olsa durup hayatın, insanın, evrenin anlamı üzerine düşünmüyorlar? ben acılarımı, sıkıntılarımı, kederlerimi onlara anlatırken neden beni dinlemiyorlar? benim bütün bu düşlerim, arzularım, hayata dair imdat çığlığım onlara neden sahte geliyor, sahici gelmiyor, samimi gelmiyor? neden, neden, neden söyle bana neden? neden? n’olur bana yardım et! yardım et bana!.. lütfen, lütfen!.. neden beni bu halimle kabul edip aralarına almıyorlar? neden beni sevmeleri için sürekli inanmadığım halde onların ilgisini çekip onlarla konuşmak zorundayım ha? neden egom olmak zorunda? neden onların arasında bencil olmak durumundayım? neden var olabilmek için rekabet etmek zorundayım ha? lütfen!.. lütfen bana yardım et! bana hayatta yaşamanın sırrını söyle! bak, biliyorsan eğer bana o yolu göster, lütfen! çünkü ben artık yalnız yaşamak istemiyorum. bana hayatta yaşayabilmem için güç ver. neden ben hayatta yaşamayı beceremiyorum? lütfen bana yardım et, lütfen!.. … özür dilerim! özür dilerim, beni bağışlayın. kendi derdimle sizi üzdüm. özür dilerim, özür dilerim, özür dilerim…

elisaskin:

Gelde böyle bir çocuğa ırkçılık muamelesi yap.

Bir gece geçer ve “kız” artık “kadın” oluverir , kocası ölür “dul” kalıverir , Bir KADIN hep birşeyler oluverir , hep ismi değişiverir , ve hep apar topar oluverir , büyür kapatılıverir , cinsel obje oluverir , her küfürde eziliverir , bir erkeğe kurban ediliverir , zaman verilmez zamanı çalınıverir , okursa fahişe ilan ediliverir , tecavüze uğrar susturuluverir, cennette bile vaad ediliverir , alıp satılıverir , genel evlere hapsediliverir , sahi bir kadın ne zaman “Birey” oluverir
(via noramccarthy)

akreperkegi:

birsevgipornosu:

Bacakları ve kalçası güzel olan kadınlar memesi güzel olan kadınları her türlü tokatlar.

Meme dediğin nedir ki akışkan, sarkışkan organlara tahammülümüz yok.

aksini savunan kari yayla gotludur. yazin serin olur.

Ulan bende hep memesi güzel olan hatunları kıskanmışımdır. Hatta hep ” oo memiktolarda tombiktoymuş ” diye laf atarım. Neyse artık 1-0 öndeyim asgdasgdasdsd

biratinyalnizligi:

Tanrı bir an için paçavradan bebek olduğumu unutup can vererek beni  ödüllendirse, aklımdan geçen her şeyi dile getiremeyebilirdim, ama en azından dile getirdiklerimi ayrıntısıyla aklımdan geçirir ve düşünürdüm. Eşyaların maddi yönlerine değil anlamlarına değer verirdim. Az uyur, çok rüya görür, gözümü yumduğum her dakikada, 60 saniye boyunca ışığı yitirdiğimi düşünürdüm. İnsan aşktan vazgeçerse yaşlanır. Başkaları durduğu zaman yürümeye devam ederdim. Başkaları uyurken uyanık kalmaya gayret ederdim. Başkaları konuşurken dinler, çikolatalı dondurmanın tadından zevk almaya bakardım. Eğer Tanrı bana birazcık can verse, basit giyinir, yüzümü güneşe çevirir, sadece vücudumu değil, ruhumu da tüm çıplaklığıyla açardım. Tanrım, eğer bir kalbim olsaydı nefretimi buzun üzerine kazır ve güneşin göstermesini beklerdim. Gökyüzündeki aya, yıldızlar boyunca Van Gogh resimleri çizer, Benedetti şiirleri okur ve serenatlar söylerdim. Gözyaşlarımla gülleri sular, vücuduma batan dikenlerinin acısını hissederek dudak kırmızısı taç yapraklarından öpmek isterdim. Tanrım bir yudumluk yaşamım olsaydı… Gün geçmesin ki, karşılaştığım tüm insanlara onları sevdiğimi söylemeyeyim. Tüm kadın ve erkekleri, en sevdiğim insanlar oldukları konusunda birer birer ikna ederdim. Ve aşk içinde yaşardım. Erkeklere, yaşlandıkları zaman aşkı bırakmalarının ne kadar yanlış olduğunu anlatırdım. Çünkü insan aşkı bırakınca yaşlanr. Çocuklara kanat verirdim. Ama uçmayı kendi başlarına öğrenmelerine olanak sağlardım. Yaşlılara ise ölümün yaşlanma ile değil unutma ile geldiğini öğretirdim. Ey insanlar! Sizlerden ne kadar da çok şey öğrenmişim. Tüm insanların, mutluluğun gerçekleri görmekte saklı olduğunu bilmeden, dağların zirvesinde yaşamak istediğini öğrendim. Yeni doğan küçük bir bebeğin, babasının parmağını sıkarken aslında onu kendisine sonsuza dek kelepçeyle mahkûm ettiğini öğrendim. Sizlerden çok şey öğrendim. Ama bu öğrendiklerim pek işe yaramayacak. Çünkü hepsini bir çantaya kilitledim. Mutsuz bir şekilde… 

Artık ölebilir miyim?

Gabriel Garcia Marquez

yagmuradam:

kakts:

İstanbulda olup yavru kedi isteyen varsa çok acil! Dört tane yavru kedi atıldı sokağa. Bizim eve aldım şimdi ancak başka bir kedimiz olduğundan geçindiremiyoruz. Barınaktan ziyade sahiplenebilecek olan varsa bana ulaşmasını istiyorum.
Şunu rb etseniz iyi olur. Evde çok tutma iznim yok sokağa da bırakamam.. Bulalım bi yuva bu kedilere.

Evet arkadaşlar!